Baran Zana Çelik
Türkçeye Ömer adıyla çevrilen Omar filminin senaryosu ve yönetmenliği Hany Abu-Assad’a ait. 2013 yılında Filistin’de çekilen Omar, yabancı dilde en iyi film kategorisinde 86. Akademi Ödülleri’ne (Oscar) aday olarak gösterilmiş ve döneminde de bir hayli ses getirmiş bir yapım.
Omar 2013 yapımı olmasına karşın bugün de güncelliğini koruyan bir konuyu, Filistin’de süren İsrail terörünü ele alıyor. Bu noktada terörün altını kalınca çizmek gerekiyor. Zira son yıllarda liberal zevatın “modern” ve “gelişkin” olarak öne çıkardığı İsrail’in, Filistin halkına dönük uyguladığı vahşet ve yıkım Gazze Savaşı’yla birlikte başka bir seviyeye çıktı. ABD emperyalizmi ve NATO ittifakının bölgemizdeki eli kanlı ortağı İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihinde başlattığı kapsamlı operasyon sonucu, Ekim 2025 itibariyle Gazze’de 60 binin üzerinde insan katledildi. Öldürülen Filistinlilerin ağırlığını kadın ve çocuklar oluştururken, yüzbinlerce insan abluka altında açlık ve hastalıkla mücadele ediyor. Dolayısıyla elli yılı aşkın süredir devam eden İsrail teröründen bir kesiti akıcı ve sürükleyici üslubuyla izleyiciye sunan Omar’ın oldukça çarpıcı bir film olduğunu söylemek gerekir.
Filmin henüz açılış sahnesinde gördüğümüz yüksek duvarlar ve baş karakter Omar’ın yüzüne yansıyan sürekli tedirginlik hali halkın gündelik yaşantısının ne kadar gerilimli olduğunu gözler önüne seriyor. İsrail askerlerince keyfi olarak durdurulan Omar, tek ayak üzerinde bekletilerek aşağılanıyor ve esasen hapishaneye dönüşen bir ülke ve sürekli zorbalığa maruz kalan bir halk Omar üzerinden resmedilerek seyirciye sunuluyor.
Omar; Batı Şeria’da yaşayan ve fırın ustalığı yaparak geçinen bir Filistinli genç. Yaşadığı kent İsrail ablukası altında ve bu nedenle yaşamını sürdürebilmek için neredeyse her gün kenti saran dev duvarlara halatla tırmanmak zorunda. Dolayısıyla her gün İsrail güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelerek ölümle iç içe bir hayat sürmekte. Hikaye ilerledikçe film; Filistin’de hayatta kalmanın ve tecrit altında yaşamanın zorluklarına da dikkat çekiyor.
Duvarın bir tarafında fırın ustası diğer tarafında ise direniş militanı olan Omar, bir gün sevgilisi Nadia’ya ulaşmak için duvarları aşarken iki arkadaşıyla birlikte çatışmaya dahil olur. Çatışma sonrası yakalanıp hapsedilir. Dışarıda olduğu gibi içeride de insanlık suçu işlemekten geri durulmaz. Yapılan işkencelere direnen Omar’ı bekleyen asıl tehdit ise mahkumlar arasına sızmaya çalışan İsrail ajanlarıdır.
Hapishaneden bir süre sonra salıverilen Omar için artık hayat eskisi gibi değildir. İhanet, zor seçimler ve kaçış üçgeninde şekillenen hikayesiyle Omar’ın, Filistin halkının gündelik yaşamını resmeden başarılı bir film olduğu söylenebilir.

