Giriş
178 yıldır mücadelemize yön veren, bizim için en temel eserlerden biri ve dünya işçi sınıfı hareketinde kilit bir rol oynayan bu metin hakkında yeni bir şeyler demek maalesef çok zor. Ancak yapabileceğimiz bir şey varsa da o; manifestoyu okumayı dava dosyalarına delil sayan[1], onu ve genel anlamıyla işçi sınıfı mücadelesini kuşatma altına almaya çalışan bu sisteme karşı yeniden ve yeniden onu anmak, yeni bilinçlere aktarmak ve hafızamızı diri tutmaktır. Bu yazımızın amacı da manifestonun yazılmasının arkasındaki nedenlerini incelemek, ne anlattığını aktarmak ve mücadelemizde tarihi boyu tuttuğu ve tutacağı anlamı aktararak bu görevi yerine getirmektir.
1. Bölüm: Komünist Manifesto Neden Yazıldı?
Aslında Komünist Manifesto’nun girişinde Marx ve Engels tam da bu soruyu yanıtlamışlardı, onlardan aktaralım: “Komünistlerin görüşlerini, amaçlarını, eğilimlerini açıkça bütün dünyanın gözleri önüne sermelerinin ve bu komünizm heyulası masalına partinin kendisinin bir manifestosuyla karşılık vermelerinin tam zamanıdır.”[2]
Tabii böylesine bir meseleyi tek bir alıntı ile kestirip atmak manifestoya haksızlık etmek olurdu. Zaman tam olarak neyi gerektirdi? O zamanın dünyası nasıldı? “Komünizm heyulası” ne demek?
Komünist Manifesto, manifaktür işletmelerinin yerini dev sanayilerin henüz aldığı, feodal üretim ilişkilerinin artık yok oluşa sürüklendiği, bu ilerlemelerin kaçınılmaz olarak modern işçi sınıfını yarattığı ve iktisadi koşulların politik yansıması olarak da Avrupa’nın genelinde burjuva devrimlerinin yaşanmaya başladığı bir dönemde kaleme alındı.
Bu dönemde aynı bugün de olduğu gibi komünizm iktidardaki sınıflar ve onların temsilcileri tarafından korkuyla karşılanıyordu. Komünistlere karşı türlü iftiralar attılar, “komünist” sıfatını bir hakaret gibi kullanmayı denediler, yasaklar koydular ve baskı kurdular. Fakat bu komünistleri durdurmaya yetmedi.
Atılan iftiralara cevap vermek ve daha önemlisi komünistlerin teorik, ideolojik ve siyasi hattını net bir şekilde ortaya koyacak, onu kitlelere aktarabilecek bir metin ihtiyacı doğdu. Komünist Manifesto bu ihtiyacı karşılamak için Marx ve Engels tarafından kaleme alındı.
2. Bölüm: Manifesto Bize Ne Anlatıyor?
Komünist Manifesto öncelikle özelde kapitalist toplumun, genelde ise toplumların tarihinin temelini anlatmakla başlar. “Bugüne kadarki bütün toplumların tarihi sınıf mücadeleleri tarihidir.”[3] der manifesto. Bu saptama toplumların temelini görebilmek, bir bütün olduğunu iddia ettikleri “halkı savunan” burjuva siyasetçilerine cevap verebilmek için hayati önem taşır.
Manifesto ardından güncel toplumun temellerini inceleyerek devam eder: “Modern burjuva toplum eski sınıfların yerine yeni sınıflar … getirmekten öteye gitmemiştir.”[4] Bu saptamadan çıkarılabilecek bir sonuç da, burjuva siyasetçilerinin vaaz ettiklerinin aksine, bu toplumsal düzenin de öncekilerinde olduğu gibi bir müddet sonra son bulacağının kaçınılmaz olduğudur.
Peki bu düzen nasıl ve kim tarafından son verilecek? Tabii ki her geçen gün çatışmaları daha da keskinleşen, kendinden başka sınıfları gün geçtikçe yok eden iki kamptan ezilen tarafta olan, yani işçi sınıfı tarafından ve aynı önceki toplumların son bulduğu şekliyle, yani bir devrimle son verilecek. Bu olayın kaçınılmazlığını manifesto şöyle aktarır: “… burjuvazi en başta kendi mezar kazıcısını üretir. Burjuvazinin yıkılışı ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır.”[5]
Manifestonun ikinci anlattığı şey ise komünistlerin kimler olduğu, teorik kavrayışlarının ne olduğu ve görevlerinin neler olduğudur. Komünistler “… bütün ülkelerin işçi partilerinin en kararlı, hep ilerici bölümüdürler; teorik bakımdan proletaryanın geri kalan kitlesi karşısında proletarya hareketinin koşullarını, proletarya hareketinin seyrini ve genel sonuçlarını kavrama üstünlüğüne sahiptirler.”[6] Komünistler kendilerinin bu ilerici konumlarını dünya işçi sınıfının ortak çıkarını savunarak ve her zaman dünya işçi sınıfının hareketinin çıkarlarını temsil ederek kazanırlar.
Peki komünistlerin teorileri hangi temelde oluşur ve neyi anlatır? Komünistler her zaman bilimsel yöntem ve içeriği takip ederler. Kendi teorileri dünyayı saran maddi koşullar çerçevesinde gelişir. Başka bir deyişle “Komünistlerin teorik önermeleri asla şu ya da bu nizam-ı âlemci tarafından icat edilen ya da keşfedilen düşüncelere, ilkelere dayanmaz.”6 Komünistlerin teorisi temelde üretim araçlarının birkaç sermayedar tarafından el konulması anlamına gelen özel mülkiyetin kaldırılmasıdır. Eski düzenin yıkılmasının anlamı da aslında budur.
Komünist Manifesto’nun üçüncü anlatısı da komünistlerin siyasetini ilgilendirir. Komünistler kendileri kafalarında kurulmuş bir ütopyayı yaşatma uğruna değil, toplumun maddi koşullarının ileri götürülmesi uğruna savaş verdiklerinden güncel siyaseti de her zaman gerçekçi ele alırlar. Toplumların ilerici kesimleri komünistlerin ve işçi sınıfının müttefiki veyahut sıçrama noktası olarak kullanabileceği unsurlarıdır. Bu anlamıyla “… Komünistler her yerde mevcut toplumsal siyasi düzene karşı her devrimci hareketi desteklerler.”[7]
3. Bölüm: Manifestonun Mücadelemizde Yeri
Lenin manifestonun mücadelemizdeki yerini çok güzel özetlemişti: “Bu küçük kitapçığın ağırlığı pek çok cilde denktir. Bugüne dek uygar dünyada örgütlü ve mücadeleci proletaryanın tümüne hayat ve hareket veren onun ruhudur.”[8] Lenin’in tespiti, bugün de geçerliliğini korumaktadır. Komünist Manifesto mücadelemizin temelini göstermektedir.
Peki yazarlarının bile “Manifesto artık tarihi bir belgedir”[9] dediği 178 yıllık bir kitap, bizim için halen nasıl bu kadar temel olabilir? Toplumsal koşullar hiç mi değişmedi? Yoksa komünistler dogmatik mi yaklaşıyor?
Cevabı basit: Komünist Manifesto’nun tabii ki tarihsel belge niteliği de vardır. Kaldı ki güncel mücadelemizin sorunlarını ortaya koyması açısından, doğal olarak, yeterli de görülemez. Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi, komünistlerin mücadele yöntemi bilimseldir. Bilimsel yöntem bizi güçlü kılar ve vazgeçilmezdir. Bilim her daim ilerler ama bu ilerleme bilimin temellerinin üzerine birikimli şekilde inşa olur, bilim temelsiz hareket edemez. Komünist Manifesto da bizim mücadelemizde bu yeri tutmaktadır. Mücadelemizin temelini oluşturmuş, bize bir bakış ve görev kazandırmıştır ve her yeni dönem temelini Komünist Manifesto’nun oluşturduğu birikimimizin üstüne konularak mücadelemiz teorik, ideolojik ve siyasi açıdan zenginleşmiştir.
Sonuç
Komünist Manifesto; dünüyle, bugünüyle ve yarınıyla bizim mücadelemizde temel bir mihenk taşı görevi üstleniyor. Bu görevinde son derece başarılı olmuş, dünyanın dört bir yanında ortaya koyduğu fikir iktidara gelebilmeyi başarmıştır. Bugün o iktidarların çoğu aramızda yok fakat Komünist Manifesto’nun temelini attığı o miras ve o deneyimler mücadelemizde bize ders olmaya ve bize ışık tutmaya devam ediyor. Mücadele birikimimizden aldığımız kuvvet elbet bir gün sonuç verecek, bu noktada Komünist Manifesto’nun o meşhur sloganını tekrar etmek gerekiyor:
Varsın hâkim sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yoktur. Kazanacakları bir dünya vardır.
Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!
[1] Tuğçe Yılmaz, “Komünist Manifesto, ESP operasyonunda ‘delil’ oldu”, bianet, 5 Şubat 2026, https://bianet.org/haber/komunist-manifesto-esp-operasyonunda-delil-oldu-316351
[2] Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Manifesto, 9. bs. (İstanbul: Yordam Kitap,2021), 39.
[3] a.g.e., 40.
[4] a.g.e., 41.
[5] a.g.e., 56.
[6] a.g.e., 57.
[7] a.g.e., 84.
[8] a.g.e., akt. dipnotta, 37, alıntı: V. I. Lenin
[9] a.g.e., 91.

