Evgeniy Aleksandroviç Grineviç, emperyalizmin başat gücü olan ABD’nin ve destekçilerinin sömürüsüne karşı ABD’nin arka bahçesi diyebileceğimiz Güney Amerika’daki Küba’da yaşanan ilerici ve sosyalist devrimi anlatırken halk ve örgütlü öncü kesimin iradesinin, emperyalizme karşı uzun yıllardır verilen mücadeleler sonucu oluşan bağımsızlıkçı gelenekle birleşerek her türlü imkansızlıklara rağmen gerçekleştiğini vurguluyor kitap boyunca.
“Küba: Devrimin Yolu” kitabı Küba’nın 16.yüzyıldan beri süregelen emperyalizmle olan mücadelesiyle başlıyor.
Amerika’nın sermaye gücü ile Küba’yı tek tip tarım üretimi yapmaya zorlamak için izlediği politikaları, bu politikalarını meşru göstermeye çalışan ülke içindeki ABD yardakçısı burjuvaları ve bu kesimlerin izledikleri gerici politikalar yüzünden ekonomik sorunların halk üzerindeki etkisini açıklayarak devam ediyor.
Bu noktada işçi sınıfının yaptığı grevler sonucu iktidarları sallanan burjuva yöneticilerin 2. Dünya Savaşı sonrasında çıkan büyük ekonomik sorunlar karşısında, halkın taleplerini gerçekleştirmek yerine ABD’nin Küba’daki çıkarlarını korumak için Batista’yı desteklemelerini görüyoruz.
Batista, 10 Mart 1952 darbesi ile yönetime geçer ve yönetimi elde ettiği gibi Amerika’nın çıkarlarını korumak için her şeyi yapar, askerî cuntayı legalleştirebilmek için hileli seçimlere başvurmak, muhalefete ve özellikle de komünistlere karşı katı yasaklar ve infazlar, siyasi parti açma olanaklarınının azaltılması…
Kitap bu uygulamaları uzun bir şekilde anlatıyor çünkü devrime kadar olan sürece baktığımızda halk hareketlerinin başlamasını görürken mücadelenin karşılaştığı zorlukları, o dönemin şartlarını da görmeliyiz.
Batista yönetimine karşı direnlere değinirken yazar bu kuruluş ve kulüplerin yöneticilerine düzenlenen haince saldırıları ve bunların etkisini Fidel Castro gibi devrim önderlerinden alıntılar yaparak anlatıyor.
Kitabın en ilgi çekici kısımlarını ise Moncada baskını ve sonrasında yaşanan olayların anlatıldığı kısımlar oluşturuyor.
Moncada baskınından sonrasına geldiğimizde tutuklanan ilerici gençler ülkede gerçekleştirilen büyük grevler sonucunda genel afla hapisten çıkarılmıştır.
Af sonrası Fidel Castro’nun Meksika serüveni ve oradaki ilerici gençlerle beraber planladığı Küba’ya dönüşlerini ve “Granma” çıkarmasını anlatıyor.
Nice zorluklara rağmen vatanlarına gelen savaşçılar çok büyük kayıplar verseler bile bu zorlukların üstesinden gelmiş Sierra-Maestra dağlarına ulaşmış ve savaşlarına orada devam etmişlerdir.
Eğer devrimle alakalı umutsuzluk içinde olan birisiyseniz bu kitabı okumanızı mutlaka öneririm.

