Biz başka alem isteriz

Taklacı Araba

Taklacı Araba

Geçtiğimiz günlerde X’te o “muhteşem” profesörün bir alıntısını gördüm. Bir Twitter klasiği: Musk’ın yeni projesini göklere çıkarmış ve sosyalistlere hakaret etmiş. Konunun ne ara sosyalistlere geldiğini sorgulamadım; o kısma alıştık artık, görevi bu.

Tesla güya “uçan” araç yapmış, kapitalizmin yaratıcılığını ve inovasyon gücünü bir kez daha kanıtlamıştı. Ancak dediğim gibi, konu birkaç teknoloji editörü ve profesör tarafından hızlıca inovatif kapitalizm ve kısıtlayıcı komünizm karşıtlığına getirildi. Muhtemelen benim algoritmamdan kaynaklı, pek çok sol “taraflı” eleştiri de görmem ilk başta umut vadetmişti. İlk önce “Amerikan halkı bedava sağlık sigortası istiyor, uçan araba değil” gibisinden bir paylaşım gördüm. Daha sonrasında ise “Temiz suya, yaşanabilir şehirlere ihtiyacımız var” diyenler de vardı.

Toplumda bilim, teknoloji ve teknoloji ürünleri kavramları öylesine oturmamış durumda ki bu sunumdaki Tesla’yı eleştirenleri bilim düşmanı olmakla, “boomer” olmakla suçlayanlar, bizi bu ürünün arkasındaki bilimi görmemekle, zamanında elektronun keşfini küçümseyenlerin durumunda olmakla suçluyor ve şimdi tüm cihazlarımızın elektriğe bağlı olması gibi tezler ortaya atıyorlardı.

Öncelikle ortada yeni bir bilim yok. Şirketlerin geliştirdiği ürünler zaten var olan bilimsel bilgilerimizin veya teknolojimizin metalaştırılmış, “ürünleştirilmiş” hâlleri. Steve Jobs dokunmatik telefonu yaptığında biz sürtünmenin ısıya dönüştüğü bilgisini Steve Jobs’un telefonuyla öğrenmedik.

Biz bilimsel bilgileri “gökyüzüne ilk baktığımızdan beri” doğayı gözlemleyerek elde ediyorsak ve sonraları bu cevaplarla teknoloji adı altında araçlar geliştirmek için doğayı manipüle ediyorsak, teknolojiyi değerlendirirken ilk işimiz, bilime kıyasla onun pratik yararını sorgulamak olmayacak mıdır? Bilimde ilk başta pratik yarar gözetmeyiz. O, bizim doğayı anlama çabamızdır. Ancak yeri geldiğinde doğadan gelen veriler neden teknolojiye dönüştürülür? Yeri gelir, bilimden üretilen teknoloji tekrar doğayı sorgulamak için deney aletleri geliştirmekte kullanılır. Bunun en basit örneği teleskoptur.

Teknolojimiz bizim üretim aletlerimizi de geliştirdiği için toplumsal niteliğimizi de değiştirir. Bakınız, en klasik örneklerden biri Sanayi Devrimi’nin getirdiği üretim araçlarıdır. Bununla beraber, az önce sözünü ettiğim gibi, teknolojiyi geliştirmek başka, daha sonrasında onun az ya da çok niceliksel değişimiyle ürün üretmek bambaşka bir şeydir. Söz konusu yine en basitinden telefonlarımız olduğunda, hepsi günün sonunda aynı teknolojiyi kullanıyor; aralarında “niteliksel” bir değişiklik yok. Bilgisayarlarımızdaki işlemciler “yepyeni” bir teknolojiyle çıkmıyor her sene; onların transistör sayıları veya belleklerimizin miktarı değişiyor. Yani biz her sene yeni bir ürün görüyoruz, yeni bir teknoloji değil. Bunun yanı sıra bu ürünler de pratik hayatımızı bir önceki senelere göre zaten değiştirmiyor.

Bir başka deyişle, yine telefon örneğinden gidecek olursak dünyada kameraya sahip ilk telefonun piyasaya sürülmesi durumuyla, her yıl yeni çıkan bir telefonun önceli olan veya rakibi olan başka bir marka ve modele göre daha iyi kamerayla ya da daha fazla bellekle piyasaya çıkması durumu “niteliksel” olarak aynı şeyler değildir. Çünkü birinci durumda görsel kayıt alabilme teknolojisi nitelik olarak yenidir; bundan sonrası ise daha iyi çözünürlükler şeklinde büyük küçük nicel değişiklikler olarak vardır. (Elbette kameralar özelinde spesifik niteliksel özellikler olabilir ama her durumda da görsel veri alabilen bir telefonumuz vardır.)

Dolayısıyla bu tartışmada en baştan bu ayrımı kafada oturtmak gerekiyor. Pratik yararın ve niteliksel değişimin önemini kavramak, bu yeni ürünlere bakış açımızı daha çok zenginleştirecektir. Söz konusu bizim “taklacı” arabaya gelince, burada nitelik olarak diğer arabalarda olmayan ama daha önceki teknolojilerin geliştirilerek bir arabaya uyarlandığı bir şey görüyoruz. Ancak burada pratik açıdan sorgulanması gereken şey, bunun trafiğe ve dolayısıyla topluma nasıl uyarlanacağıdır. Şu an trafikte “taklacı” araba eksikliği hissediyor musunuz? Hissetmiyorsunuz, Tesla da onu satışa çıkarmayacak zaten. Çok “muhteşem” profesörlerimizin aksine herkes bunun bir reklam çalışması olduğunun farkında.

Her şeyi boş verin, kapitalizmin bu dönemini başka bir dönemle kıyaslayalım. iPhone bize gösterildiğinde o ürün ortada tamamlanmış olarak vardı. Geçen hafta gördüğümüz sunumdaki ise bir prototipten bile geride; bize bir “vizyon” gösterildiği söyleniyor. Bırakın sosyalist ekonomiyle karşılaştırmayı, kendi içinde bile tutarsızlıklar barındıran bir sistemde yaşıyoruz.

Peki ya ekonomik koşulların ve gericiliğin bu denli yükseldiği, insanların sağlık sigortasından yoksun olduğu ABD’de insanların “taklacı araba vizyonunu” neden umursaması gerekiyor? Bu teknolojinin çözmek istediği sorun nedir?

Çoğu kişi bunun uçan arabalara önayak olacağını söylüyor. Evet, belki de öyle. Sonuçta arkasında büyük bir mühendislik, teknisyenlik ve pek çok alt daldan oluşan bir emek var. Bu araba havada belli bir süre asılı kalıyor, takla atıp güvenli bir şekilde iniyor. Bu büyük bir şey, evet. Bizim bu emeği ve arkasındaki zanaatı küçümseyecek veya inkâr edecek hâlimiz de yok ki. Vurgulamak istediğimiz şey bu emek gücünün kullanım alanıyla ve kitlelerin onunla etkileşimiyle ilgili bir şey.

Uçan arabaların trafik sorununu azaltacağı söyleniyor ama trafik sorununu azaltmanın ucuz ve güvenli yolları yok mudur? Otonom araçlar ve bunun gibi projeler neden toplu taşımaya daha fazla uyarlanmıyor? Bu gösterilen teknoloji niye toplumsal pratik açıdan daha yararlı alanlara uyarlanmıyor, neden sadece çok dar bir grubun sahip olabileceği bir teknoloji olarak geliştiriliyor? Cevabı basit; her şeyin önüne geçen tek bir amaç var: kârı büyütmek. Örneğin bu tarz bir proje afet senaryolarında da kullanılabilir ama onun da pazarlaması işe gelmez tabii. Vurgulamak istediğim diğer kısım ise bu reklam “trend” olduğunda bizim gerici Musk’ın yine peygamber ilan edilmesi; binlerce kişinin emeği yine Elon Musk’a atfedildi birdenbire, bizim faşist Elon, Einstein oluverdi.

Ancak dediğim gibi, zaten şu anki üretim koşullarının doğasında bu var. Bu teknolojiyi üretenler ona yabancılaşıyor, kolektif üretim sermaye sahibine bağlanıyor. Bu teknolojiye el koyan ise onun nerede kullanılacağına karar veren merci olduğu için daha önce sorduğumuz sorular akla geliyor. Teknoloji yarar için değil, pazarlama için kullanılıyor!

Günün sonunda “Bırak şimdi şu zamazingoyu, ekmek kaç para olmuş?” sorusu daha değerli hâle geliyor böyle bir durumda. Tesla’nın bu son gösterimine yöneltilen her eleştiri, edilen her laf sonuna kadar değerli ve nesnel koşulları gösteriyor.

Son olarak da şunu söylemek istiyorum: Bu eleştirileri yapanlara “Sizin sosyalist kafanız almaz” diyenler, 60’lara bakıp şimdiki hesap makinelerinden hâllice bilgisayarlarla Ay’a gidenlere baksın; belki üç beş teknoloji öğrenirler.

Paylaş