1919 yılının ortalarında genç Sovyet Cumhuriyeti zorlu günlerden geçiyordu. Kızıl Ordu bir yandan iç savaşta Çarlık yanlısı Beyaz Ordu güçleriyle, diğer yandan ise İngiltere, Fransa, ABD ve Japonya’nın saldırılarıyla mücadele ediyordu.
Bu sırada Batı medyası Sovyet yönetimini “hukuksuz bir rejim”, Sovyet liderlerini ise “dünya düzenini tehdit eden unsurlar” olarak anlatıyordu. Böyle bir atmosferde, Amerikan haber ajansı United Press (UP), Sovyetler Birliği Konseyi Başkanı Vladimir İlyiç Lenin ile yazılı bir mülakat yapmak istedi. Lenin, 20 Temmuz 1919’da bu soruları yanıtlamayı tek bir şartla kabul etti: Verdiği cevaplar Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yüzü aşkın gazetede hiçbir kesintiye uğramadan, eksiksiz olarak yayımlanacaktı.
Lenin sorulara cevaplarını vermiştir ancak Lenin’in mülakatı kabul etme şartı Amerikan burjuva basını tarafından açıkça ihlal edilir. United Press, röportajın ilk 4 maddesini yayınlarken; kapitalizmin özünü, burjuva demokrasisinin sınırlarını ve Amerikan sisteminin “ücretli kölelik” niteliğini sert bir dille eleştiren 5. sorunun yanıtını metinden tamamen çıkarır yani ana akım Amerikan medyası, bu bölümü “Bolşevik propagandası” olarak nitelendirip sansürleyerek Amerikan halkından gizlemiştir.
Bu sansür ancak aylar sonra, ABD’de yayımlanan sol sosyalist The Liberator dergisinin Ekim 1919 sayısında sansürlenen 5. maddeyi “Bir açıklama ve Bir Meydan Okuma” başlığıyla basması ve olayı teşhir etmesiyle aşılabilmiştir.
Aşağıda, Lenin’in 1919 yılında Amerikan kamuoyuna ilettiği, sansüre uğrayan bu tarihi röportajın eksiksiz ve tam metin çevirisini sunuyoruz.
Lenin’e yöneltilen beş soru şunlardır:
1) Rusya Sovyet Cumhuriyeti, iç ve dış politikanın ve ekonomik programın başlangıçtaki hükümet programında herhangi bir küçük ya da büyük değişiklik yaptı mı, ne zaman ve hangi değişiklikleri yaptı?
2) Rusya Sovyet Cumhuriyeti, Rusya sınırları dışındaki Afganistan, Hindistan ve diğer Müslüman ülkelerle ilgili olarak hangi taktikleri izliyor?
3) Birleşik Devletler ve Japonya ile ilgili olarak hangi siyasi ve ekonomik hedefleri güdüyorsunuz?
4) Kolçak, Denikin ve Mannerheim ile hangi koşullarda barış yapmaya razı olursunuz?
5) Amerikan kamuoyunun dikkatine sunmak istediğiniz başka ne var?
Lenin cevapları:
Bana yöneltilen beş soruyu, cevaplarımın Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzden fazla gazetede tam olarak basılacağına dair yazılı vaadin yerine getirilmesi koşuluyla cevaplıyorum.
1) Sovyet Hükümeti’nin hükümet programı reformist değil, devrimci bir programdı. Reformlar, egemenliğini sürdüren bir egemen sınıftan koparılan tavizlerdir. Devrim ise egemen sınıfın devrilmesidir. Bu nedenle reformist programlar genellikle kısmi öneme sahip birçok maddeden oluşur. Bizim devrimci programımız esasen tek bir genel maddeden oluşuyordu: toprak sahiplerinin ve kapitalistlerin boyunduruğunun kaldırılması, onların iktidarının devrilmesi ve emekçilerin bu sömürücülerden kurtarılması. Bu programı hiçbir zaman değiştirmedik. Programın gerçekleştirilmesini amaçlayan bazı kısmi tedbirler sıklıkla değişikliğe uğramıştır; bunların sayılıp dökülmesi koca bir cilt tutar. Yalnızca, hükümet programımızda, belki de en fazla sayıda kısmi tedbir değişikliğine yol açmış olan bir başka genel noktaya değineceğim. Bu nokta, sömürücülerin direnişinin bastırılmasıdır. 25 Ekim (7 Kasım) 1917 Devrimi’nden sonra burjuva gazetelerini bile kapatmadık ve terörden hiç söz edilmiyordu. Yalnızca Kerenski’nin bakanlarının birçoğunu değil, bize karşı savaş açmış olan Krasnov’u bile serbest bıraktık. Sömürücüler, yani kapitalistler direnişlerini geliştirmeye başladıktan sonradır ki, biz bu direnişi sistematik olarak ezmeye, hatta teröre başvurmaya başladık. Bu, burjuvazinin, Almanya, Britanya, Japonya, Amerika ve Fransa kapitalistleriyle Rusya’da sömürücülerin egemenliğini yeniden kurmak için giriştiği komplo, İngiliz-Fransız parasıyla Çekoslovakların satın alınması, Alman ve Fransız parasıyla Mannerheim, Denikin ve diğerlerinin satın alınması vb. gibi eylemlerine proletaryanın verdiği karşılıktı. “Bir değişikliğe” –tam ifade etmek gerekirse, Petrograd’da burjuvaziye karşı terörün artmasına– yol açan en son komplolardan biri, Menşevikler ve Sosyalist-Devrimcilerle birlikte hareket eden burjuvazinin komplosuydu; bu komplo Petrograd’ın teslim edilmesi, Krasnaya Gorka’nın subay-komplocular tarafından ele geçirilmesi, İngiliz ve Fransız kapitalistlerinin İsviçre Büyükelçiliği çalışanlarını ve birçok Rus çalışanı satın almasıyla ilgiliydi.
2) Sovyet Cumhuriyetimizin Afganistan, Hindistan ve Rusya dışındaki diğer Müslüman ülkelerdeki faaliyetleri, Rusya içindeki sayısız Müslüman ve diğer Rus olmayan halklar arasındaki faaliyetlerimizin aynısıdır. Örneğin, Başkurt halkının Rusya içinde özerk bir cumhuriyet kurmasını mümkün kıldık, her milliyetin bağımsız, özgür gelişimine, her birinin kendi ana dilinde edebiyatın büyüyüp yayılmasına yardımcı olmak için mümkün olan her şeyi yapıyoruz, talihsiz bir şekilde, toprakta ve sermayede özel mülkiyeti sürdüren, yani kendi ülkelerinin emekçilerinin ve Asya, Afrika vb. sömürgelerindeki yüz milyonlarca insanın az sayıda “uygar” kapitalist tarafından ezilmesini güçlendiren Batı Avrupa ve Amerikan burjuva-“demokratik” devletlerinin anayasalarından daha çok, yeryüzünün sömürge, bağımlı, ezilen, haklarından yoksun bırakılmış uluslara mensup bir milyardan fazla sakininin hoşuna giden Sovyet Anayasamızı tercüme ediyor ve propagandasını yapıyoruz.
3) Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya söz konusu olduğunda, ilk siyasi hedefimiz, onların yalnızca kendi kapitalistlerini zenginleştirmeye yarayan, Rusya’yı utanmaz, canice, yağmacı istilalarını püskürtmektir. Her iki ülkeye de defalarca resmi barış önerilerinde bulunduk, ancak bize cevap bile vermediler ve bize karşı savaş açmaya devam ediyorlar, Denikin ve Kolçak’a yardım ediyorlar, Murmansk ve Arhangelsk’i talan ediyorlar, özellikle Rus köylülerinin Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin kapitalist haydutlarına karşı kahramanca direniş gösterdiği Doğu Sibirya’yı mahvediyor ve harap ediyorlar.
Birleşik Devletler ve Japonya dahil tüm halklara yönelik bir diğer siyasi ve ekonomik hedefimiz daha var – istisnasız tüm ülkelerin işçileri ve tüm emekçileriyle kardeşçe ittifak.
4) Kolçak, Denikin ve Mannerheim ile barış yapmayı kabul ettiğimiz koşulları birçok kez kesin, açık ve yazılı olarak ortaya koyduk; örneğin, Birleşik Devletler Hükümeti adına bizimle (ve Moskova’da şahsen benimle) müzakereler yürüten Bullitt’e[2], Nansen’e[3] yazılan bir mektupta vs. Birleşik Devletler ve diğer ülkelerin hükümetlerinin bu belgeleri tam olarak yayınlamaktan korkmaları ve gerçeği halktan gizlemeleri bizim suçumuz değil. Yalnızca temel koşulumuzu belirteceğim; yalnızca sözde değil, gerçek bir barış olması, yani Büyük Britanya, Fransa, Birleşik Devletler, Japonya ve İtalya hükümetleri tarafından resmen imzalanıp onaylanması koşuluyla –ki Denikin, Kolçak, Mannerheim ve diğerleri bu hükümetlerin elinde yalnızca birer piyondur– Fransa’ya ve diğer ülkelere tüm borçları ödemeye hazırız.
5) Amerikan kamuoyuna her şeyden çok şunu belirtmek isterim:
Feodalizmle karşılaştırıldığında kapitalizm, “özgürlük”, “eşitlik”, “demokrasi” ve “uygarlık” yolunda tarihsel bir ilerlemeydi. Bununla birlikte kapitalizm, milyonlarca emekçinin, işçi ve köylünün, önemsiz bir azınlık olan modern köle sahipleri, toprak sahipleri ve kapitalistler tarafından köleleştirilmesi sistemiydi ve öyle kalmaya devam ediyor. Burjuva demokrasisi, feodalizme kıyasla, bu ekonomik köleliğin biçimini değiştirmiş, onun için parlak bir perde yaratmış, ancak özünü değiştirmemiştir ve değiştiremezdi. Kapitalizm ve burjuva demokrasisi ücretli köleliktir.
Genel olarak teknolojideki ve özel olarak ulaşım araçlarındaki muazzam ilerleme, sermaye ve bankaların muazzam büyümesi, kapitalizmin olgunlaşmasına ve aşırı olgunlaşmasına yol açtı. Ömrünü doldurdu. İnsanlığın ilerlemesinin önündeki en gerici engele dönüştü. Alman grubunun mu yoksa İngiliz-Fransız yağmacı grubunun mu emperyalizmin ganimetlerini, sömürgeler üzerindeki egemenliği, mali “nüfuz alanları”nı veya “yönetme manda”larını vb. ele geçireceğine karar vermek için bütün ulusları kan gölüne sürükleyen bir avuç milyoner ve multimilyonerin mutlak iktidarına indirgenmiş durumda.
1914-18 savaşı sırasında on milyonlarca insan bu nedenle ve yalnızca bu nedenle öldürüldü veya sakat bırakıldı. Bu gerçeğin bilgisi, tüm ülkelerin emekçileri arasında, özellikle savaş her yerde eşi benzeri görülmemiş bir yıkıma yol açtığı ve savaş borçlarının faizinin “muzaffer” uluslar tarafından bile her yerde ödenmek zorunda olduğu için, önlenemez bir güç ve hızla yayılıyor. Bu faiz nedir? On milyonlarca işçi ve köylünün, kapitalistlerin kâr paylaşımı sorununu çözmek için birbirlerini öldürmelerine ve sakat bırakmalarına nezaket gösteren milyoner beylere ödenen milyarlarca dolarlık bir haraptır.
Kapitalizmin çöküşü kaçınılmazdır. Kitlelerin devrimci bilinci her yerde büyüyor; bunun binlerce işareti var. Savaşa gittiğinde barışçıl, mütevazı, yasalara saygılı bir küçük burjuva, bir darkafalı, sıradan bir insan olan Henri Barbusse’ün yazdığı romanlar (Le Feu, Clarté), küçük, önemsiz ama sıradan insan için çarpıcı olan bir işarettir.
Kapitalistler, burjuvazi, “en iyi” ihtimalle, yüz binlerce işçi ve köylüyü daha katletme pahasına, sosyalizmin şu ya da bu ülkedeki zaferini erteleyebilir. Ama kapitalizmi kurtaramazlar. Kapitalizmin yerini Sovyet Cumhuriyeti almıştır; iktidarı emekçilere ve yalnızca emekçilere veren, onların kurtuluşunun rehberliğini proletaryaya emanet eden, toprakta, fabrikalarda ve diğer üretim araçlarında özel mülkiyeti ortadan kaldıran Cumhuriyet, çünkü bu özel mülkiyet çoğunluğun azınlık tarafından sömürülmesinin kaynağıdır, kitlesel yoksulluğun kaynağıdır, yalnızca kapitalistleri zenginleştiren, uluslar arası yağmacı savaşların kaynağıdır.
Dünya Sovyet cumhuriyetinin zaferi kesindir.
Sonuç olarak kısa bir örnek: Amerikan burjuvazisi, ülkesinin özgürlüğü, eşitliği ve demokrasisiyle övünerek halkı aldatıyor. Ama ne bu burjuvazi ne de dünyadaki herhangi bir başka burjuvazi ya da hükümet, gerçek özgürlük, eşitlik ve demokrasi temelinde hükümetimizle bir yarışmayı kabul edebilir, kabul etmekten korkar; varsayalım ki bir anlaşma, hükümetimizin ve herhangi bir diğer hükümetin, hükümet adına, herhangi bir dilde yayınlanan ve ilgili ülkenin yasalarının metnini, anayasasının metnini ve diğerlerine üstünlüğünün bir açıklamasını içeren … broşürleri değiş tokuş etme özgürlüğünü güvence altına alsın.
Dünyadaki tek bir burjuva hükümeti bile bizimle böyle barışçıl, uygar, özgür, eşit, demokratik bir antlaşma imzalamaya cesaret edemez.
Neden? Çünkü Sovyet hükümetleri hariç hepsi, kitlelerin ezilmesi ve aldatılması yoluyla iktidarda kalıyor. Ama 1914-18 büyük savaşı, büyük aldatmacayı ifşa etti.
Lenin
20 Temmuz 1919

