Biz başka alem isteriz

Bir Avuç Güneş

Bir Avuç Güneş

Orta Doğu’nun ve Türkiye’nin çocuklarına… Bu şiir, çocukluğu yarım bırakılmış olanlara yazıldı. Gökyüzünü önce savaş uçaklarının, sonra yalanların kapladığı şehirlerde büyüyenlere.

Bazıları için çocukluk bir oyundur. Bazıları için ise bir siren sesidir. Birileri masalarda sınırlar çizerken, haritaları değiştirirken, petrolü, toprağı ve iktidarı paylaşırken bedelini en çok çocuklar ödedi.

Bombaların altında büyüyenler, mülteci yollarında yürüyenler, yıkılmış evlerin önünde sessizce bekleyenler Ama yine de hiçbir iktidar, hiçbir ordu, hiçbir karanlık, bir çocuğun cebindeki güneşi tamamen söndüremedi.

Bu şiir, elleri kirli savaşlara bulaşmamış olanların, yeryüzünü yeniden kuracağına inananlar içindir.

BİR AVUÇ GÜNEŞ

Git çocuk,

yollara düş yine.

Rüzgarın savurduğu sabahları ara,

kimsenin eğilip almadığı.

Biraz güneş getir bana

yıkık duvarların ardından,

paslı kapıların aralığından

kaçıp kurtulmuş bir ışık gibi.

Belki bir ağacın dalında kalmıştır,

belki bir kuşun kanadında

yanlışlıkla taşınmıştır buraya.

Karanlık uzun sürüyor bu şehirde,

akşamlar erken iniyor sokaklara.

İnsanlar pencerelerini kapatıp

gökyüzünü unutuyor.

Sen yine de

biraz güneş topla benim için.

Avuçlarında erisin ışık,

ceplerine dolsun sabah.

Ve eğer bir gün

güneş fazlasıyla çoğalırsa dünyada,

birazını da

başka yalnızlara götür. 

Git çocuk,

sabahın en ince yerinden geç.

Henüz kimse uyanmamışken

topla ışığın dökülen kırıntılarını.

Biraz güneş getir bana.

Kaldırımlara düşmüş olsun,

ya da bir ağacın dalında

unutulmuş bir sarı tüy gibi.

Bir avuç yeter.

Çünkü bu şehir

akşamı çabuk öğreniyor,

pencereler erken kapanıyor.

İnsanlar gökyüzünü

uzak bir masal sanıyor artık.

Sen yine de

biraz güneş topla benim için.

Avuçlarında ısınsın sabah,

ceplerinde çoğalsın gün.

Ve eğer güneş fazla gelirse sana

birazını bırak

yol kenarında oturan yalnızlara—

belki onlar da hatırlar

ışığın nasıl başladığını. 

Git çocuk,

yine sabahın en ince yerinden geç.

Kimselerin eğilip almadığı

ışık parçalarını topla.

Biraz güneş getir bana,

kaldırımlarda unutulmuş olsun.

Belki bir ağacın dalında

sarı bir kuş tüyü gibi kalmıştır.

Bir avuç yeter.

Çünkü bu şehir

geceyi uzun seviyor artık.

Pencereler erkenden kapanıyor,

gökyüzü kimsenin aklına gelmiyor.

Sen yine de

biraz güneş topla benim için.

Avuçlarında çoğalsın sabah,

ceplerinde büyüsün gün.

Ve eğer yolun uzaklara düşerse

birazını da bırak

yol kenarında oturan yalnızlara—

belki bir gün

hepimiz hatırlarız

güneşin nasıl doğduğunu. 

10:37

Paylaş