Biz başka alem isteriz

İstanbul’un Bir Gecesi: Türkiye’nin Dünden Bugüne Değişmeyen Gerçekliği

İstanbul’un Bir Gecesi: Türkiye’nin Dünden Bugüne Değişmeyen Gerçekliği

Giriş

Suat Derviş’in bu romanı, 1930’lar Türkiyesi’nin durumunu sosyalist gerçekçi yöntemle gözler önüne sermektedir. Kitap bunu 5 farklı hikâye üzerinden anlatır. Bu hikâyeler temelde 3 farklı konuyu ele almaktadır. Biz bu yazıda hikâyeleri teker teker anlatmak yerine bu konuları ele alacağız.

1- Yoksulluk

Kitabın işlediği toplumsal sorunların çoğunluğunun sebebi yoksulluktur. Osmanlı döneminde de hayli yaygın olan ve Cumhuriyet tarafından devralınan bu köklü sorun şu örneklerle anlatılır: Vasıf, veznedarı olduğu kasadan parayı yoksulluktan ötürü çalar; Memduh çocuk yaşta yoksul olduğundan çalışmak durumunda kalır ve tramvay onu ezdiğinde yeterli sağlık hizmetine ulaşamama sebebi yine yoksulluktur; Memduh’un annesi Zeliha bu sebepten fuhşa itilir; Avni yoksulluğundan ötürü kumar bataklığına düşer.

Bir insan neden isteyerek kendini yaralayacak, riske atacak, hayatını mahvedecek eylemlere girişir ki? Bu insanların yaptıklarına itilmiş oldukları aşikâr değil mi? O hâlde sorunu bu insanların “karaktersizliklerinde” aramaktansa sistemde aramak gerekmektedir. Sistem yoksulluğu zorunlu olarak yarattıkça bu suçların olması da kaçınılmazdır.

Bu sebeple bu sorunların asli çözümü daha çok hapishane, daha çok polis, daha ağır cezalar değildir. Bu öneri hem bataklığı kurutmadan sinek avlamaya benzemekte hem de faşizmin yolunu yapmaktadır. Eğer bu sorunu samimi ve kalıcı bir şekilde çözmek istiyorsak yapmamız gereken yoksulluğu yok etmektir.

2- Zenginlik

Kitap yoksulluğu gösterdiği gibi madalyonun diğer yüzü olan, kendisini yoksulluk sayesinde var edebilen olguyu; yani zenginliği de göstermektedir. Bir yanda düğünde damada nispet yapmak için sipariş edilen elbise vardır, öbür tarafta ise o elbiseyi dikmek için ücretsiz mesai yoluyla sömürülen emek. Bir tarafta yoksulluktan ötürü ölen çocuklar, dağılan aileler vardır; öbür tarafta ise sırf para sebebiyle kurulan aileler.

Zenginliğin birçok getirisi olsa da büyük götürüleri olduğu da aşikâr. Zenginler her şeyden önce hırsızlardır. Elde ettikleri servetleri çalışarak değil, insanları çalıştırarak ve onların emeklerini sömürerek kazanmış bu parazitler, para için her şeyden önce insanlıklarını ve samimiyetlerini satarlar.

Kevser karakteri bunun çok güzel bir örneğidir aslında. Kendisi sırf zengin diye bir profesör doktorla evlenir ve ardından kocasını asıl sevdiği kişi olan Cavit ile aldatmaya başlar. Ama işte bugün Cavit de Kevser’in yaptığını yaparak sadece parası var diye Saffet’le evlenir. Durum böyle olunca Kevser yukarıda da adı geçen kıyafeti diktirir, olabildiğince güzel görünür ki Cavit pişman olsun. Fakat Cavit’in aldırış etmediğini ve bütün geçmişi sildiğini fark eder. Bu fark edişin ardından düğünü incelemeye başlar ve daha derin bir kavrayış kazanır. Bu düğünde tek bir çift bile yoktur ki birbirini severek evlenmiş olsun, bir çift insan yoktur ki birbirleriyle olan ilişkisi samimi olsun. Bu insanları bir arada tutan tek bir şey vardır ki o da para; para olmasa bu insanların kurdukları ilişkiler bir anda toz olacaktır.

3- Bu Sorunlar Nasıl Çözülür?

Kitabın en can alıcı noktası belki de bu konudur. Yoksulluk insanları türlü yozluklara sürüklemektedir. Zenginliğin kendisi ise baştan aşağı yozdur. Peki, o hâlde ne yapmak gerekir?

Yoksulluk içindeki Vasıf karakteri kendi başına bir çözüm bulmaya çalışır. “Belki beni işimden atan patronuma yalvarsam yoksulluktan kurtulurum. İnsan olan herkes bu hâlime acır ve yardım eder.” diye düşünür. Ancak sonuç alamaz, aksine başı belaya girer. Öyleyse patronlardan medet ummak, onlara yalvarmak bir çözüm olmayacaktır.

Muammer karakteri de kendi hâlinde bir çözüm bulmaya çalışır, onun kafasında iki çözüm vardır: Ya her şeye gülüp geçmesini bileceksin ya da her şeyi yakıp yıkacaksın. Hangisini seçersen seç, en ufak kural tanımayacaksın. Günün sonunda hayat dediğin nedir ki, ölüp gideceğiz! Lakin bu şekilde sürüp giden bir hayat, evet, kaygısız görünebilir ama çok da onurlu olduğu söylenemez. Muammer araba soymakta, sefil bir hayat yaşamakta ve zamanını kahvelerde bomboş şekilde geçirmektedir.

İşte bu noktada devreye Ali karakteri girmektedir. Ali yoksul bir aileden gelmiştir. Öncesinde bu soruna çözüm yolu diğerlerininki gibi bireyseldir. Çok çabalar ve muhasebeci olur. Kendisinin zenginleştiğini ve sınıf atladığını sanmaktadır; fakat bu düğüne o da katılır ve orada zenginlik sandığı şeyin hiçbir şey olmadığını fark eder. Asıl zenginlerin olduğu konuma yoksulluktan çıkıp ulaşmak mümkün değildir ve zenginlerin hepsi büyük bir yozlaşmanın içindedir. O noktada çözümün bireysel olamayacağını anlar. “Tek bir kişi olarak yükselmeye çalışmak işe yaramaz, hep birlikte yükselmek gerek.” diye düşünür.

Hikâyeleri kıyasladığımızda fark ediyoruz ki en gerçekçi çıkış yolu Ali’nin en sonunda farkına vardığı yoldur. Bir insan tek başına en fazla ne yapabilir, ne kadar ileri gidebilir? Ama insanın kolektif gücü öyle değildir, yeni âlemler yaratma gücüne sahiptir. Onurlu bir yaşam için bu zenginlik-yoksulluk ikilemini yıkmak ve eşitlikçi, toplumcu bir âlem kurmak gerekmektedir ve bu âlemi kurmanın tek yolu da örgütlü, toplumsal bir mücadeleden geçmektedir.

Sonuç

Bu kitabın dönemine göre nasıl farklı bir eser olduğunu ele almak gerekiyor. Cumhuriyet’in, günün sonunda bir ilerleme olmakla birlikte, kapitalist bir cumhuriyet olmasından kaynaklı bünyesinde barındırdığı sorunları görmezden gelmemek ve bu sorunlara eleştirel yaklaşmak gerekiyor. Kitap da tam bu noktada dönem kitaplarından ayrışıyor.

Bugün 1923 Cumhuriyeti tasfiye edilmiş olabilir ama kitapta bahsedilen sorunlar yenileriyle birlikte aynen devam ediyor. Bu sorunları 1923 Cumhuriyeti’ne karşı bir nostalji ile aşmak mümkün değil. Fakat öte yandan Cumhuriyet’in kazanımlarını göz ardı etmek de gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır.

Bu sebeplerle, bu kitapta belirtilmiş olan ve halen süregelen bu sorunları çözmek için ülkenin ilerici birikiminin yapması gereken şey 1923 Cumhuriyeti’ni aşıp sosyalist cumhuriyeti kurmak için mücadele etmektir. Bu sorunları aşacak olan tek yöntem budur.

Paylaş